Zamanın getirdiği sınırlar birleşimiyle birlikte bu sınırları aşan gücü beraberinde getirir. Bu tıpkı bir bilim adamının sınırları aşarak günümüzde bile hala konuşulması gibidir. Mesela Einstein, Tesla, Galileo ... Bu ölümsüzlüğün sınırını aşmış kişiler, bedenen olmasa da zamana meydan okuyarak bütün güçlerini tüketmiş kişilerdir. Einstein'nin rölativite teorisini, Tesla'nın alternatif akım teorisini, Galileo'nun görelilik teorisini çözebilen kişi, tüm zamanının sınırlarını aşarak gücü sonsuzluğa ulaştıran ve meydan okumasını herkese kabul ettiren zamanla bilimin birleşim gücünü elde etmiş olur. Bu çözümlerinden birinin ulaştırılması demek sınırları yerinden oynatan ve tüm dünyada kendini hissettiren iksiri içmiş demektir. Kendini bilime amaçlamış bütün kişilerin yapmaya çalıştıkları budur. Einstein atomu araştırırken sonunda iksiri içeceğini ve buluşlarının sonsuzlukta yankı bulacağını biliyordu. Tesla, araştırmalarındaki tek gaye buydu. Bilim sonsuzluktur ve bunu onlar biliyorlardı, sınırları aşmanın tek yolunun bu sonsuzluğa olaşmak olduğunu. Galileo araştırmalarını sadece dünya üzerinde sınırlamamasının sebebi budur. Bilimin sınırı yoktur. Çünkü zaten bilimin amacı bu sınırları aşarak ölümsüzlüğün gücünü getiren bu iksiri içmektir.
Bir çok bilim adamı sınırları aşarak buldukları buluşların bu kadar çok gelişeceğini düşünmemiştir. Zaman akıp giderken ve bu zaman çok kısa olurken ne kadar düşenebilinir ki daha. Sınırların aşımı sınırsızlığı getirdiği gibi zamansızlığı da getirir. Bu gidip gelmeleri ömrü evren yaşına göre kat kat daha küçük olan insan ne kadarını anlamlaştırabilir? Böyle bir durumda evren eğer dünyaysa insanlar Atomun içindeki taneciklerdir anca. İşte bu kaostur. Evren ile insan arasındaki bu eşitsiz sınırlar dizimi düzensizliktir. Düzensizliğin getirdiği ve tesadüf ismi verilerek nitelendirildiği düzenler ölümsüzlük iksiridir. Bunu içen kişi, sınırlar içinde boğula bilinen dünyadan uçarak uzaklaşır.
Sınırlarımızı aşmanın tek yolu ölümsüzlük yani tanınmaksa eğer, bunu elde etmek için savaşılan bir dünyada rakiplerine şans dileyerek tesadüfleri ortadan kaldıran bir kişi kaosu ortadan kaldıran olarak istediğini elde eder. Sınırlar, sınırsızlığı getirir.
Bir çok bilim adamı sınırları aşarak buldukları buluşların bu kadar çok gelişeceğini düşünmemiştir. Zaman akıp giderken ve bu zaman çok kısa olurken ne kadar düşenebilinir ki daha. Sınırların aşımı sınırsızlığı getirdiği gibi zamansızlığı da getirir. Bu gidip gelmeleri ömrü evren yaşına göre kat kat daha küçük olan insan ne kadarını anlamlaştırabilir? Böyle bir durumda evren eğer dünyaysa insanlar Atomun içindeki taneciklerdir anca. İşte bu kaostur. Evren ile insan arasındaki bu eşitsiz sınırlar dizimi düzensizliktir. Düzensizliğin getirdiği ve tesadüf ismi verilerek nitelendirildiği düzenler ölümsüzlük iksiridir. Bunu içen kişi, sınırlar içinde boğula bilinen dünyadan uçarak uzaklaşır.
Sınırlarımızı aşmanın tek yolu ölümsüzlük yani tanınmaksa eğer, bunu elde etmek için savaşılan bir dünyada rakiplerine şans dileyerek tesadüfleri ortadan kaldıran bir kişi kaosu ortadan kaldıran olarak istediğini elde eder. Sınırlar, sınırsızlığı getirir.
Adnan KÖROĞLU

































